33-NEDEN DENİZ ÜSTÜ RÜZGAR SANTRALLERİ

: 1991 yılında ilk kez Danimarka’da işletmeye giren denizüstü (off-shore) rüzgar santrallerinin teknolojik gelişmeler ve maliyetlerinin düşmesiyle önümüzdeki yıllarda giderek yaygınlaşması ve hatta 2020’li yılların ortasında artık fosil yakıtla kullanan elektrik santrallerinin üretim maliyetleri ile rekabet etmeleri beklenmektedir. İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Uzak Doğu’da ise Çin, kurulu güçleri itibari ile denizüstü rüzgar santrallerinde lider ülkelerdir. Peki denizüstü rüzgar santrallerini bu kadar avantajlı ve giderek tercih edilir kılan etmenler nelerdir? Öncelikli olarak denizdeki rüzgar hızları karadaki rüzgar hızlarına göre çok daha yüksektir. Üretilen güç, rüzgar hızının küpü ile üssel orantılı olduğundan rüzgar hızlarındaki çok ufak artışlar türbinlerin üretimini önemli şekilde arttırmaktadırlar. Bir diğer sebep olarak da deniz rüzgarlarının kara rüzgarlarına göre daha kesintisiz ve kararlı olduğunu söyleyemek mümkündür. Kara rüzgarlarının akışı sırasında dağ, tepe, vadi gibi yeryüzü şekilleri, orman veya yerleşim yerleri gibi yerüstü pürüzlülük unsurları, rüzgar hızını hem düşürmekte hem de taşıdığı kinetik enerjiyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Halbuki bu sayılan etmenlerin hiçbirine deniz rüzgarları maruz kalmamaktadır ve bu durum deniz rüzgarlarını bir enerji kaynağı olarak daha güvenilir kılmaktadır. Kentsel nüfuslar dünya genelinde hep deniz kenarlarında yoğunlaşmıştır. Kentlere yakın kurulan denizüstü santraller, kentlerin enerji ihtiyaçlarını hemen yakınlarından, uzun ve masraflı enerji nakil hatlarına ihtiyaç duymaksızın sağlamalarına imkân vermektedirler. Çevreye olan pozitif etkileri de denizüstü rüzgar santrallerini cazip kılan diğer bir konu başlığıdır. Bu santrallerin kurulması sırasında ağaçlar kesilmemekte, ziraat için değeri olan araziler kullanılmamaktadır. Türbinler, enerji üretirken herhangi bir su israfında bulunmamakta, fosil yakıtlı enerji santralleri gibi çevreye zarar veren emisyonlar salgılamamakta dolayısıyla hava kirliliğine de sebep olmamaktadırlar. Yerleşim yerlerine yakın bazı karasal türbinlerin neden olduğu gürültü emisyonları, denizüstü türbinlerin yerleşim yerlerine oldukça uzak konumlandırılmalarından ötürü problem teşkil etmemektedir. Her ne kadar yüzde yüz yenilenebilir enerji de üretseler bazı hassas kişiler için zaman zaman görsel kirlilik kaynağı olarak algılanabilen karasal türbinler yerine denizüstü türbinler, yerleşim yerlerine uzak olduklarından görsel bir problem olmaktan çıkmaktadırlar.

görsel

Türkiye’nin 11 GW denizüstü rüzgar kapasitesine sahip olduğu hesaplanmıştır. Önümüzdeki yıllarda Saros Körfezi’nde, Bozcaada civarında, Trakya’nın Karadeniz sahillerinde farklı teknolojilere sahip denizüstü rüzgar santrallerinin kurulması beklenmektedir.

Yazar: Mehmet Göksel GÜNGÖR / Siemens Gamesa
Kaynak: Statista