49-KURULUM VE DEVREYE ALMA SÜREÇLERİ

Rüzgar enerjisi santralinin (RES) kurulumuna dair sözleşme, birden fazla kanunun ilgi alanına giren ve aynı zamanda teknik bakımdan son derece yoğun ve ayrıntılı bir ilişkiyi düzenler. RES’in öngörülen sürede devreye alınmaması halinde RES sahibinin ciddi düzeyde ve birden farklı neden ve şekilde maddi zararı doğacaktır ki, bu zararların miktarları düşünüldüğünde bu sözleşmelerde “devreye alma” kısımlarının olağanüstü bir önem ve dikkatle oluşturulması gerektiğini göstermektedir.

Sözleşmenin Hukuki Niteliği

‘’RES kurulum ve devreye alma sözleşmesi’’ eser sözleşmesidir; santrali kuran firma (ya da üretici firma) “yüklenici’’ (ya da müteahhit), RES sahibi ise “iş sahibi”dir. Bu sözleşme ile yüklenici, uzmanlığı ve ustalığı kapsamında iş sahibinin istediği koşullara uygun bir eseri yapar ve kullanıma hazır halde iş sahibine teslim eder. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470-486’ıncı maddelerinde yer alan bu sözleşme türü, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında bir binanın yapımından, bir ustanın müşterisine bir şeyi üreterek satmasına kadar geniş bir yelpazede kullanım alanı bulmaktadır.

Tarafların Hak ve Yükümlülükleri

-Yüklenici, Hak ve Yükümlülükler

Yüklenici, belli yeterliliğe, teknik bilgiye, uzmanlık ve deneyime sahip olduğunu beyan etmiş, hatta bunları referansları ve geçmişi ile ve markalarının tanınırlığı ile ikna edici düzeyde ispatlamış bir tüzel kişiliktir. Rüzgar enerjisi alanında patent ve know-how sahibi firmalar global düzeydedir ve sayıları azdır; bu nedenle bu vasıfların bir yüklenici adayında olup olmadığı genelde unvan ve marka tanınırlığı ile tartışma konusu dahi olmaz. Ancak firmanın tanınırlığı ne olursa olsun, sözleşme ile yüklenici tarafından üstlenilecek görevlerin tüm ayrıntıları ile yazılması, hak ve sorumlulukların belirlenmesi ve taraflar arasında ileride tartışmaya yer bırakmayacak şekilde sözleşmeye yansıtılması son derece önem taşımaktadır.

Yüklenici, aynı zamanda son derece yüksek kıymeti olan patent ve yüksek gizlilikteki know-how’a sahiptir; bu fikri ve sınai haklar yüklenicinin en kıymetli ticari varlığıdır ve sözleşme bu konu bakımından da yüklenici lehine ayrıntılı hükümler içermeli, yüklenicinin gizlilik, ifşa olmama ve mahremiyetine dair haklarını kayıt altına almaya odaklanmalıdır.

-İş Sahibi, Hak ve Yükümlülükler

Olağan bir eser sözleşmesinde iş sahibinin asli yükümlülüğü sözleşme bedelini ödemektir. Bir yapının inşasını konu eden sözleşmelerde, iş sahibi aynı zamanda taşınmazın maliki ya da haklarına sahip olan kişidir; bu nedenle inşaata dair izinlerin alınması başta olmak üzere resmi iş ve işlemlerde iş sahibinin sürece dahil olması, yani ücret ödeme seviyesini aşacak nitelikte işler yapması gerekecektir. Rüzgar enerjisi santralinin kurulumunda ise iş sahibinin sorumlulukları inşaata göre çok daha yoğun çeşitlilik göstermektedir. Rüzgar türbinlerinin kurulumu bir yandan hukuken inşaat olarak işlem görmekte iken, aynı zamanda elektrik enerjisi üretimi ve satışına dair resmi izin ve süreçlerin alınması, santralin kurulacağı alana dair işlem ve izinlerin alınması, santral erişim hatları ve yollarının yapılması ve buna dair resmi işlemler gibi bir çok önemli görevin iş sahibi tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Üstelik bu işlemlerdeki gecikmeler kimi zaman kurulumda gecikmeye yol açabilmekte ve hatta taraflar arasında ihtilafa neden olabilmektedir. Bu nedenle tüm bu hususların da iş sahibinin görev ve yükümlülükleri olarak sözleşmede tanımlanması son derece önemli ve gereklidir.

-Alt Yükleniciler

Sözleşmenin her iki tarafı da, kurulum sürecinde alt yüklenicilerden yararlanacaklardır; bilhassa kurulum sürecinde yüklenici tarafından izlenecek iş programında alt yüklenicilere önemli rol düşmektedir. Bununla beraber gerek kamusal yükümlülükler gerekse tarafların birbirlerine karşı sorumluluklarında müteselsil ve müşterek sorumluluk esasının söz konusu olacağını da belirtmek gereklidir; bu nedenle her iki taraf da alt yüklenicilerle akdedilecek sözleşmelerin bilhassa sorumluluklar ve yükümlülükler konularında esas sözleşmelerini hakkıyla yansıtmalarına özen göstermelidirler.

-Genel İşlem Koşulu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20-25’inci maddelerinde düzenlenen ‘’genel işlem koşulu’’ “bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” olarak tanımlanır. Bu koşul, kendi faaliyet alanında uzmanlaşmış ve ürününü ya da hizmetini alıcılara sunan tacirin, uzman olduğu konudaki deneyimlerini tek taraflı ve kendini korumak amacı ile yansıttığı “tip sözleşmeler”i tanımlamaktadır. Mevzuat ve içtihatlar, ‘’genel işlem koşulları’’nın hükümsüz olduğunu ve muhatabı bakımından bağlayıcılığı olmadığını emreder.

RES kurulumu ve devreye alınması, son derece komplike ve ayrıntılı bir süreçtir. Bu sözleşmede yüklenici olmaya aday bir tüzel kişiliğin uzun yıllar sari deneyim ve birikimi ve bu nedenle tip sözleşmesi olması son derece olağan ve beklendik bir olgudur. Bu nedenle sözleşmenin iş sahibi tarafının tüm hükümleri ve olası sonuçlarını tüm yönleri ile anladığı ve bu şekilde onayladığından imzalama öncesinde emin olunması son derece önemlidir.

-Devreye Almada Gecikme

Rüzgar enerjisi santralinin kurulumu yüksek yoğunluklu teknoloji, know-how ve emek içerir; buna ilave olarak birden fazla resmi kurum ve kuruluş nezdindeki başvurular, işlem süreçleri ve izinleri gerektirir. Ayrıca yol yapımı, alanın tasfiyesi, temel kazılması, nakliye ve diğer tüm emek yoğunluklu işler çok fazla farklı alt yüklenici ve bu yüklenicilerin türlü vasıflardaki çalışanlarının ve yöneticilerinin katılımını gerektirir. Bu aşamada organizasyon son derece önem kazandığı gibi, sözleşmenin tarafları ve tarafların alt yüklenicilerle olan iletişim ve koordinasyonunda hata yapılmasından kaçınmak son derece gereklidir. Bu şekilde kısaltmaya çalıştığımız bu çok kollu ve nitelikli ve nicelikli organizmadaki parçalardan birisindeki bir hata, vaka ve/veya sorun, türbinin tek başına ya da santralin bütün olarak devreye alınmasını geciktirebilecektir. Elbette aktörlerin sorumluluklarının sözleşmelerle ayrıntılı biçimde tarifi önemlidir. Ancak gecikme hususundaki en önemli aksiyonlar, gecikmenin olabildiğince düşük hasara neden olabilmesi için acil müdahale ve gecikmeye neden olan olay ve aktörlerin tespitidir. Bu amaçla sahadaki tüm faaliyetlerin kayıt altına alınması, yazılı kayıtların taraflarla paylaşılması son derece önemlidir.

-Ayıp/Türbin Arızaları

Türk Borçlar Kanunu’na göre “ayıp”, eserin iş sahibine tesliminden sonra beklenen nitelikleri taşımaması veya satılandan beklenen yararları azaltan ya da kaldıran eksiklikler bulunması olarak tanımlanabilir. Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta tacirler arasında devir anında tespit edilemeyen, sonradan ortaya çıkan ayıpların belli bir sürede yükleniciye ihbar edilmesi gereklidir; bu sürenin geçmesinden sonra hak zaman aşımına uğrayacaktır. Türk Yargıtay’ı uzun bir süre sonra dahi anlaşılsa üretim hatası olarak nitelendirilebilecek gizli ayıplardan sorumlulukta zaman aşımı kuralını uygulamamak eğilimindedir.

Yüklenici şirket ile iş sahibi/santral sahibi arasında yapılan sözleşmenin 2 yıl süreli “garanti yükümlülüğü” ve bakım ve destek sözleşmesi, üretim hataları ya da “sık arızalanmalar” şeklinde tanımlanan gizli ayıp türüne deva olmaya, çözüm getirmeye tek başına yeterli olmayacaktır. Bu tür bir sorunun doğmamasına neden olmanın bir çaresi, bakım ve destek sözleşmesinde bu durumların da öngörülmesi ve yükleniciyi ilave zarara uğratmayacak ancak iş sahibinin de sık durmalar nedeni ile verim kaybı yaşamasını önleyebilecek çözümler içermesidir.

Kaynak: Av. S. Önder Demir / Okyay Hukuk Bürosu