48-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Bir rüzgar enerjisi santralinin kurulumu çok sayıda tüzel kişinin ve çalışanın bir araya gelerek birden fazla merkez tarafından yönetilen ve yönlendirilen bir organizasyon içinde çalışmasını gerektirir. Örneğin santrale giden yolu bir tüzel kişi yapar; santrale ulaşacak kabloları bir başka alt yüklenici döşer; temel kazma işini bu alanda uzmanlaşmış bir başka yüklenici yaparken, nakliye, düşey ve yatay taşıma işlerini nakliyeci firma yapacaktır. Bu arada türbin motorunun montajını yapacak ana yüklenici firma da kendi ihtiyaç duyacağı kaldırma indirme işleri için bir başka vinç kiralamış olacaktır ve aynı işi iki ayrı yüklenicinin yapması söz konusu olabilecektir. Tüm bu yüklenici ve alt yüklenicilerin farklı nitelikte ve seviyedeki çalışanları aynı sıkışık saha içinde aynı anda görev yürüteceklerdir.

Türkiye iş kazası istatistiklerinde dünyada uzun yıllar ilk üç sırayı işgal etmektedir. Bilhassa iş kazası nedeni ile her sene istatistik rekorları kıran ülkemizde iş kazası ölümlerinin nedenleri arasındaki en sık görülenler; yüksekten düşme, elektrik çarpması, ezilme ve göçme, trafik kazasıdır. Bu dört neden de yoğun şekilde bir rüzgar enerjisi santrali kurulumunda mevcuttur.

Bir başka istatistik ise, iş kazalarının en çok hangi iş kollarında yaşandığı hakkındadır; buna göre de yine son yıllardaki en yaygın iş kazası yaşanan sektör inşaat sektörüdür. Son yılların inşaat sektöründeki ölümlü ve yaralanmalı iş kazalarının ortalama oranı %40 seviyesindedir. İnşaat sektörünü taşımacılık sektörü takip etmektedir. Rüzgar enerjisi santralinin kurulması, hem hukuken hem de uygulamada bir ölçüye kadar bir inşaat faaliyetidir. Hatta temel kazma ve kule dikme aşamalarında her bir türbinin çalışma sahasının bir şantiye olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Bu özellikleri ve taşıdığı yoğun ve karmaşık organizasyon yapısı nedeni ile bir rüzgar türbini şantiyesinin “çok tehlikeli” işyerlerinden sayılması elzemdir. Bu kapsamda 6331 sayılı ‘’İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’’ ve başta inşaat işleri olmak üzere tüm uygulama yönetmeliklerindeki yükümlülüklere harfiyen uyulması son derece önemlidir. Rüzgar türbini şantiyeleri yüksek mevkilerde ve yerleşim yerlerinden uzaktadır; bu şantiyeler geçici süre ile kurulan ancak emek yoğun çalışılan yerlerdir. Personelin büyük kısmı eğitimli ve nitelik yoğunluklu personeldir. Ancak tüm bunlara rağmen şantiyede her türlü kazanın önlenmesi amacı ile ilgili mevzuatın öngördüğü tüm tedbirlerin alınmasına ilave olarak, bu tedbirlerin her bir şantiye takvim gününde gereği gibi uygulanıp uygulanmadığının şantiye yönetimi başta olmak üzere, bu amaçla görevlendirilecek teknik görevliler ve iş güvenliği uzmanları tarafından yakından takip edilmesi son derece önemlidir ve gereklidir.

Yine mevzuatta açıkça emredilmese bile, ana yüklenici firmanın iş sağlığı ve güvenliğine dair özel ve ayrı bir departman oluşturması, bu departmanda iş güvenliği uzmanlarını görevlendirmesi, iş güvenliği uzmanlarının kendi alanlarında bağımsız disiplin ve organizasyon yetkilerinin olması, sadece Şantiye Şefi ile koordineli biçimde çalışmaları ancak tek başlarına alacakları kararla şantiyedeki işleri riskli durum giderilinceye kadar durdurma yetkileri bulunmalıdır. Konunun ciddiyeti, hukuki yükümlülüklerin ağırlığı nedeni ile yüklenici firma ayrıca sadece iş güvenliği mevzuatına dair hukuki danışmanlık hizmeti almalıdır.

Kaynak: Av. S. Önder Demir / Okyay Hukuk Bürosu