36-AÇIK DENİZ RÜZGAR ENERJİSİ YATIRIM MALİYETİ

Yeni teknolojilerin çoğunda olduğu gibi kullanım yaygınlığını belirleyen en önemli etkenlerin başında maliyet gelmektedir. Açık deniz rüzgâr enerjisi santrallerinin maliyeti karadaki kurulumlara kıyasla daha fazladır. Bu nedenle, öncelikle açık deniz rüzgâr enerjisi santrallerinin yer seçiminde ortalama rüzgâr hızının karasal kurulumlara göre daha yüksek olması beklenir. Kârlılık açısından gerekli ortalama rüzgâr hızı alt değerinin 7 m/s düzeyinde olması gerektiği söylenebilir. Öte yandan günümüz türbin teknolojisindeki gelişmeler sonucunda daha büyük kapasiteli ve yüksek verimli türbinlerin üretilebiliyor olması maliyetlerin düşmesine katkıda bulunmaktadır. Özellikle büyük türbinlerde çok daha elverişli bir ortam olan denizdeki kurulumlar için bu önemli bir avantajdır. Nitekim, açık deniz rüzgar enerjisi santrallerinde sürekli daha büyük kapasiteli türbinler kullanılmaktadır. Yalnız türbin konusunda değil diğer alanlarda da teknolojik gelişmelere bağlı olarak maliyetlerin düşmesi sonucunda daha yaygın bir şekilde açık deniz rüzgâr enerjisi santrallerinin kurulduğu görülmektedir. WE (Wind Europe, 2019) verilerine göre açık deniz rüzgâr türbini yatırım maliyetinin, 2008 yılında 2,300 €/kW olan tepe noktasının, maliyetlerin düşme eğiliminde olması nedeni ile önümüzdeki yıllarda 1,300 €/kW düzeyinde bir seviyeye oturacağı öngörülmektedir (Şekil 1). Toplam yatırım maliyetinde en büyük payı türbin almakta, ardından şebeke bağlantı ve yerinde kurulum harcamaları gelmektedir.

Ana yatırım maliyeti ya da harcamaları olarak isimlendirebileceğimiz ve bir rüzgâr türbininin yaşam süresi boyunca işletme, bakım ve onarım hariç harcanan tüm masrafları içeren kısmı önemli bir yüzdeyi oluşturmaktadır. Ana yatırım maliyetleri de diğer maliyetler gibi teknolojik gelişmelere bağlı olarak düşme eğilimindedir. Wind Europe verilerine göre, 2015 yılında MW başına düşen ana yatırım harcamaları 4.5 M€ iken, 2018 yılında bu rakam 2.5 M€ seviyesine inmiştir (Şekil 2). Bu masrafların düşmesi sonucu ve türbin kapasitelerinin artmasıyla beraber rüzgâr enerjisinin kârlılık açısından yenilebilir enerji kaynakları arasındaki yeri sağlamlaşmış ve diğer enerji kaynaklarına kıyasla iyi bir seçenek olarak benimsenmeye başlamıştır. Şekil 3’te 2008-2018 yılları arası Avrupa Birliği ülkelerinin toplam elektrik üretme kapasitesinin üretim kaynaklarına göre dağılımı görülmektedir. Rüzgâr enerjisinden üretilen elektriğin payı diğer enerji kaynaklarına kıyasla açık bir farkla sürekli artış göstermektedir.

görsel 1

görsel 2

görsel 3

Kaynakça: Açık Deniz Rüzgâr Çiftliklerinin Malî Açıdan İncelenmesi, Emre Çokyaşar, Serdar Beji, Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul, Türkiye