21 Haziran Dünya Güneş Gününde 21 Öneri

Artık geleneksel bir hale gelen ve her dünya güneş gününde (21 Haziran tarihinde) yayınladığımız 21 önerimizi bu sene de güncelleyerek sizlerle paylaşıyoruz. Aslında her bir maddenin içeriği günlerce tartışılabilir ve yüzlerce sayfalık metinlere, çok sayıda çalıştaya malzeme olabilir. Hatta bu 21 öneriye en az 21 öneri daha eklenebilir.

Biz sadece çok ufak bir özet yaparak başlıkları gündemde tutmaya çalışıyoruz. Geçen senelerde önerdiğimiz bazı maddelerin hayata geçmesi çok sevindirici, bazılarında ise hiçbir değişiklik olmaması üzücü. Ancak önümüzdeki aylarda ve yıllarda birçok başlığın hayata geçeceğine eminiz.

Güneşli bir gelecek, güneş enerjisiyle gelecek. 21 Haziran Dünya Güneş günümüz kutlu olsun.

01) Lisanssız Güneş Enerjisi Santrallerinin Geleceği
Ülkemizde lisanssız güneş enerjisi santrallerine (GES) verilen elektrik alım desteği 10 sene. İlk devreye alınan santraller için bu süre bitmek üzere. 10 sene sonra ne olacak sorusu bu aralar çok daha fazla sorulmaya başlandı. Belli bir bedel karşılığı bu arazi tipi öztüketimsiz güneş enerjisi santrallerine lisans verilmesi hem kamuya finansal kaynak sağlar, hem de belirsizlik ortadan kalkar ve daha kurumsal işletme modellerine tanıklık ederiz. Bu uygulama büyük ve tek arazide kümelenmiş (belki 2-3 MW ve üstü) GES’ler için uygulanırken, daha ufak yatırımcılar da bağlı oldukları abonelik tarifesinden 10 sene daha elektriklerini ilgili tedarik şirketine satmaya devam edebilirler. Burada da dağıtım bedeli önemli olacaktır.
6 GW’lık lisanssız GES kapasitesimiz var, bu santrallerin 10-15 yıl daha sorunsuz temiz elektrik üretmesini temin etmeliyiz.

02) Yıllık Mahsuplaşma
Mayıs 2019 tarihinde çıkarılan yönetmelik kapsamında aylık mahsuplaşma süreci başladı. Ancak ülkemizde mevsimlik elektrik tüketimi çok yaygın, doğal olarak güneş enerjisi de mevsimlik bir üretim profiline sahip. Dolayısı ile bir süre sonra güneşe olan talebi artırmak ve kurulumları daha geniş bir tabana yaymak için kWh bazlı yıllık mahsuplaşmanın devreye alınması faydalı olacaktır. Bir yıl sonunda üretimden fazla tüketim yapılmış ise aradaki fark dağıtım bedeli dahil olmak üzere ödenir, bir sonraki sene süreç tekrar sıfırdan başlar.

03) Çatı Kiralama ve İkili Sözleşme
Son zamanlarda birçok fabrika, otel, hastane gibi kuruluşlar öztüketim amaçlı GES kurulumu yapmaya başladı, çok daha fazlası da süreci inceliyor, finans imkanlarını araştırıyor. Tam bu noktada birçok yerli ve yabancı yatırımcı bu tesislerin çatısına GES kurup, çatının altındaki kurumsal elektrik tüketicisine güneş elektriğini uygun fiyattan satmak istiyor. Bu isteğin gerekli mevzuat değişiklerinin yapılarak uygulanabilir hale getirilmesi gerekiyor. Şu anda onlarca ülkede benzer model ile onbinlerce güneş enerjisi santrali kurulmakta.

04) Mevzuatlarda Düzeltme
Covid19 süresinde ivmelenen dijitalleşme süreci aynen devam etmeli. GES yatırımcısı tüm başvuru, onay vs. takip süreçlerini online yapabilmeli ve yine online takip edebilmeli. Kamu da benzer şekilde süreci online yönetmeli. GES yatırımcısı ile o güneş enerjisi santralini anahtar teslim kuracak EPC firmalarına ve bağımsız denetim firmalarına çok daha büyük sorumluluk verilerek bürokratik işlemlerin içeriği ve sayısı hızla azaltılmalı. 2000 sonrası inşaa edilen binalarda statik raporu istenmemeli. Tonlarca güneş kollektörü, su deposu, chiller gibi birimler hiçbir kontrole ve regülasyona tabi olmadan çatılara kuruluyor. Onlar için istenmeyenlerin en hafif malzeme olan güneş paneli için istenmesinin herhangi bir rasyonel açıklaması olamaz.
%100 Öztüketm projelerinin onayı hemen verilmeli, hatta onaya ihtiyaç olmamalı. Öztüketim noktasındaki tüm yasaklar kaldırılmalı, GES arazi-cephe-çatı-otopark başvuru sahibinin mülkiyet alanı içinde heryere sorunsuzca kurulmalı. Trafo merkezi kapasiteleri şeffaf olarak internet ortamında paylaşılmalı. Bunun gibi birçok ufak mevzuat değişiklikleri ile süreç hızlanacak, talep artacaktır.

05) Yerli Teknoloji Üretimi
Güneş enerjisi sektöründe yerli üretim sadece güneş paneli üretimi demek değildir, konstruksiyon, farklı işlevlere sahip inverterler, kablo, konnektör, hammaddeler, yazılım, epc süreçlerinde otomasyon, dijital denetim süreçleri, şebeke entegrasyonu ve yönetimi, hava tahminleri, farklı yapay zeka-makine öğrenmesi uygulamaları gibi artık çok farklı alanlar mevcut. Burada esas kriterler ihraç pazarının olması, aynı kalitedeki muadilleri ile aynı fiyata veya daha düşük fiyata katma değerli üretim yapılabilmesi. Bu şartları sağlayan her tür yerli teknoloji üretim firmasına direkt teşvik ve destek sağlanmalı.

06) YEKA Yarışmaları
Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmalarının en az 10 yıllık takvimi belirlenmeli. Her sene aynı tarihlerde tabana yayılmış formatta (100x10MW, 200x5MW gibi) ve orta ölçekli yerli ve yabancı atırımcıların ilgi duyabileceği şekilde bu yarışmalar yapılmalı. Bilhassa yabancı yatırımcıların ve finans kuruluşlarının da ilgisini tekrar çekmek için yarışma şartları şeffaf bir şekilde yayınlanmalı ve yarışma sonrasında da kesinlikle değişmemeli. Sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik kıstaslarına sahip bu mekanizma ile hem ciddi bir kapasiteye ulaşırız, hem de rekabetçi ortam sayesinde ucuz ve temiz enerjiye.

07) Dağıtım Bedelleri
Şebekeye bağlı olan her güneş enerjisi santrali belli bir miktarda dağıtım bedeli ödüyor. Şebekeyi kullanmanın elbette makul bedelli bir fiyatı olmalı. Ancak hem bu bedelin sayısal karşılığı, hem de her sene hangi kritere bağlı olarak ne kadar artacağı sektör paydaşlarının da görüşleri ile birlikte şeffaf bir şekilde belirlenmeli ve yayınlanmalı. Aksi taktirde güneş enerjisine yatırım yapacak küçük veya büyük her yatırımcı için bu konu ciddi bir belirsizlik yaratacak, belki de yatırımdan vazgeçme sebebi olacaktır.

08) Perovskite GES
YEKA modeline benzer bir şekilde yeni nesil perovskite güneş panellerinin kullanılmasının zorunlu olduğu bir yarışma yapılmalı. Bu konuda ülkemizde de çalışma yapan akademisyenlerin sayısı artıyor. Yurtdışından gelecek bir teknoloji geliştirici ile birlikte tüm dünyada çok büyük ilgi çekecek bir yatırım sürecini başlatabiliriz. Perovskite teknolojisi orta ve uzun vadede hem çok ucuz hem de çok verimli güneş panellerinin üretilmesini mümkün kılacak. Dolayısı ile böyle bir yarışma modeli ile tribünde seyirci olmak yerine en baştan sahada oyuncu olma şansına sahip olabiliriz.

09) Kitlesel Fonlama
Güneş enerjisi yatırımları mutlaka çok fazla kontrole ve regülasyona takılmadan, ama aynı zamanda da potansiyel sahtekarları engelleyecek bir altyapı ile kitlesel fonlamaya açılmalıdır. Bir adet YEKA yarışması tamamen halka açılabilir, bireyler TC kimlik numaraları ile 0-10 kW arası dilimleri satın alarak mikro GES yatırımcısı olma şansına sahip olabilir. Daha sonra aynı model özel sektör girişimlerinde ve çatı üstü GES uygulamalarında da hayata geçer. Güneş enerjisi yatırımları 20-25 yıllık bir zaman dilimine yayıldığı için, biresysel emeklilik sistemine de entegrasyon çok büyük iş modellerinin önünü açacaktır. Kitlesel fonlama aynı zamanda çok güçlü ve ucuz maliyetli bir finans aracıdır. Bu sürece eş zamanlı benzer amaca hizmet eden enerji kooperatifleri gibi yapılanmalar da mutlaka eklenmelidir.

10) Tarım Ve Hayvancılık
Son zamanlarda birçok farklı ülkede tarım, hayvancılık faaliyetleri ile güneş enerjisi yatırımlarının birlikte yapıldığını görüyoruz. Bazı yanlış önyargıların aksine güneş enerjisi santrallerinin tarım ve hayvancılık alanlarını koruduğu ve ek fayda sağladığı görülmekte. Yapılacak birkaç mevzuat değişikliği ile artık ülkemizde de AgriVoltaik (Agriculture=Tarım, Voltaik=Güneş Santrali) uygulamaların hızla yayılması gerekiyor. Bu aynı zamanda çiftçilerimizin elektrik ihtiyacını ucuza sağlamasını ve ek gelir elde etmesini sağlayacak.

11) Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları
Tüm dünyada güneş enerjisi santrali yatırım maliyetlerinin çok önemli bir miktarda düşmesi ile birlikte geçtiğimiz yıllarda verilen cömert teşvikler de bitmeye başladı. Yeni süreçte temiz enerji santrali yatırımcısı ile kurumsal elektrik tüketicileri arasında yapılacak yenilenebilir enerji tedarik anlaşmaları (YETA) hem rüzgar enerjsiinde hem de güneş enerjisinde yeni kapasite oluşmasını sağlayacak. İlgili mevzuat altyapısının oluşması ile ülkemizde de ilk uygulamalar hemen başlayabilir.

12) Hidrojen
Güneş ve rüzgar enerjisinden üretilen fazla enerjinin taşınabilir ve mevcut teknik/ekonomik altyapılara uygun bir yakıt haline getirilmesi artık çok elzem hale geldi. Bu yüzden 15-20 senelik bir bekleme sürecinden sonra “Yeşil Hidrojen” çok güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birçok ekipman üreticisi hidrojen ile çalışan motor ve türbin üretimine başlıyor. Bilhassa verimli ve ucuz elektroliz üretimi, yakıt hücrelerinin geliştirilmesi bu konudaki anahtar kelimeler olacak. Hiç vakit kaybetmeden bu konuda her tür desteği özel sektöre vererek, bizim de sürece dahil olmamız gerekiyor.

13) Özel Güneş Enerjisi Mevzuatı
Eskiden yenilenebilir enerji ifadesi, bu kategoriye uyan tüm enerji türlerini tanımlamaya ve ilgili mevzuatları çıkarmaya yeterli idi. Ancak bu dönem bitti. Artık birçok özelliği ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından ayrılan güneş enerjisinin kendine özel kanun-yönetmelik-tebliğ üçlemesine ihtiyacı var. Standart ve tüm enerji kaynaklarını kapsayan mevzuatların içinde olmamız bize zarar veriyor.

14) Elektrik Depolama
Yatırım maliyeti hızla düşen güneş enerjisi yatırımlarını daha da hızlandıracak en önemli konu, yatırım maliyeti çok daha hızlı düşen elektrik depolama teknolojileri olacak. Güneş enerjisi ve elektrik depolama kısa bir süre sonra vazgeçilmez bir ikili olacak. Farklı teknolojilerle üretilecek batarya teknolojileri, hem güneş santrallerinin içinde hem de son tüketim noktalarında yaygınlaşacak. Fiyatların düştüğü öğrenme eğrisi döneminde kısa süreliğine (belki 3-4 sene) verilecek destekler, güneş santrallerini baz yük santral yapmaya birkaç adım daha yaklaştıracak. Bir süre sonra aynı güneşte olduğu gibi, batarya sistemlerinin de ek bir finansal desteğe ihtiyacı kalmayacak.

15) Kamu GES Yatırımları
Giderek artan bir şekilde, belediyeler başta olmak üzere kamu sektörünün de artık ciddi bir GES yatırımcısı olacağına tanıklık edeceğiz. Bu bağlamda kamu binalarının çatısına kurulacak, veya kamu binalarının elektrik tüketimini karşılamak için araziye kurulacak güneş santrallerinin hem ekonomik olması hem de belli bir kalite kriterinin altına inmemesi çok önemli. Bu konuda hazırlanacak örnek şartnameler, ihale metinleri ve bağımsız denetim/danışmanlık şirketlerinin devrede olması fayda sağlayacaktır.

16) Dijitalleşme
Artık sözde değil özde dijitalleşme süreçlerine başlamamız lazım. Güneş enerjisi, depolama ile birlikte dijitalleşme sürecine en hazır olan enerji kaynağı konumunda. Dağıtık güç özelliği ile birçok inovatif iş modeline ev sahipliği yapabiliriz, yeter ki serbest piyasa koşulları olsun, teşviksiz ve kösteksiz bir yatırım ortamı olsun. Bu konudaki yeteneklerimizin bir çoğunu da ihraç edebiliriz. Mikro şebeke, blockchain, yenilenebilir enerji sertifikaları ve benzeri birçok modeli sektörün ana oyuncuları haline getirmemiz lazım.

17) Mikro Güneş Enerjisi Santralleri
Tek katlı müstakil bina sayımız güneşi bol bazı ülkelere göre daha az olsa da ciddi bir stok mevcut. Bilhassa yazlık evler önemli bir potansiyele sahip. “Mesken tipi GES” tanımı, bu evlerin yüksek elektrik tüketimi de göz önünde bulundurularak, 30kW mertebesine çekilmeli. Bu gibi mikro GES yatırımları için KDV %1’e düşürülmeli, zira şirket sahibi olmayan bireylerin KDV mahsuplaşma şansı yok. Aynı zamanda başta devlet bankaları olmak üzere, finansal kurumlar düşük faizli, uzun vadeli bir solar mortgage kredisi çıkartabilir.

18) Kentsel Dönüşüm
Her bir elektrik tüketen bina ve çatısı potansiyel bir güneş enerjisi santrali alanıdır. Kentsel dönüşüm kapsamında genel olarak az katlı binalar depreme dayanıksız olduğu için yıkılarak çok katlı apartmanlar inşaa edilmektedir, bu süreç daha uzun bir süre devam edecek. Dolayısı ile her yeni yapılacak binanın çatısında belli bir miktar GES kurulması mecburi hale getirilmelidir, birçok ülke ve şehirde örnekleri var. Bu binaların çatısına kurulacak 3-4kW GES’in üreteceği elektrik tamamen bina içinde tüketileceği için şebeke altyapısı ile ilgili sorun da yaşanmaz. Türkiye geneline yayılan bu uygulamad sayesinde bir süre sonra birkaç GW büyüklüklüğünde kapasitelere ulaşabiliriz. Gerekli yatırım, bina maliyetinin çok ufak bir bölümü olacağı için (Binde 5 seviyelerinde) müteahhit için de zorlayıcı ek bir masraf yaratmayacaktır. Güneş enerjili binalara ek olarak da vergisel avantaj getirilebilir.

19) Güneş Enerjisi Eğitimi
Maalesef son zamanlarda çok büyük bir gelişme olmasına rağmen temel güneş enerjisi bilgileri konusunda hala yeterli seviyede değiliz. Dolayısı ile tüm sektör paydaşları, sivil toplum örgütleri bu konudaki bilgilendirme çalışmalarına, sosyal sorumluluk projelerine tam hız devam etmeli. İlk aşamada da kamunun ve medyanın doğru bilgilerle sürekli güncellenmesi gerekmektedir. Bu şekilde güneş enerjisinin tabana yayılmasını ve kanun yapıcıların desteğini daha rahat sağlayabiliriz. Bilhassa güneş enerjisinin yaratacağı istihdam ve güncel elektrik üretim maliyetleri konusunda periyodik bilgilendirme yapmak çok önemli.

20) Dağıtım Şirketleri
Tüm dünyada olduğu gibi güneş enerjisi sektörünün sıkça karşı karşıya geldiği kurum dağıtım şirketleri oluyor. Şebekeye bağlanmak için onlardan izin alıyoruz, şebeke hatlarının kontrolü onlara ait ve diğer şirketleri ile bize aynı zamanda elektrik satıyorlar. Dolayısı ile rakip olmamız gayet doğal. Bu rekabeti iki taraf için de yıkıcı hale getirmek yerine, global birçok başarılı örneği emsal alarak, güneş enerjisi oyuncuları ile dağıtım şirketlerinin çok güçlü ve hem sektöre hem de ülkeye büyük fayda sağlayacak sinerji yaratması temel hedef olmalı. Bu süreçte de devlet bir hakem olarak yer alır.

21) Küresel İklim Krizi ve Adil Dönüşüm
Kömür santralleri ve kömürden elektrik üretimi sanayi devrimini ve bugün kullandığımız teknolojileri geliştirmemizi mümkün kıldı. Artık kendisine hizmetleri için teşekkür ediyoruz ve veda ediyoruz. Tüm dünyayı kilitleyen Covid19 krizinden çok daha ağır sonuçları olacak iklim krizi artık kapımızın önünde. Dolayısı ile bugünden itibaren yeni bir termik santrali yapmak ekonomik, teknolojik, sağlık ve insanlık adına mantıklı değil. Varolanları da bir günde kapatmak mantıklı bir tepki olmaz. Dolayısı ile en yaşlı, en kirli, en verimsiz olanından başlayarak onlarca diğer ülkenin yaptığı gibi kömür santrallerimizi yavaş yavaş kapatıp, adil dönüşüm sürecinde bu sektörde çalışanların gerekli eğitimlerle temiz enerji sektörüne transferi ve orada istihdam edilmeleri temel hedef olacak. Eski kömür madeni ve santrali alanlarında da, artık çoğu elektrik depolamalı güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi santrali yatırımları yapılabilir.