45-CORONA SONRASI GÜNEŞ ENERJİSİ ve YEŞİL DÜZEN

2020’de dünya Çin’den yayılan Covid-19 pandemisiyle insanların hayatlarında ilk defa şahit olduğu bu salgın küresel ölçekte beklenmedik bir can kaybına ve ekonomik küçülmeye sebep oldu. Bir başka bakış açısıyla pandemi, ülkeler için kendilerine özel ve diğer ülkeler arasındaki konumlarını değerlendirmek için de büyük resmi bir an için durdurdu. Pandeminin ortaya çıkardığı ekonomik zaaflar, ülkelerin dikkatini kendi yerel değerlerine, kaynak yönetimlerine, üretim kapasite ve güçlerine çevirmesine yol açtı ve en kötü senaryo halinde sürdürülebilirliğin nasıl sağlanabileceğine dair yeni bakış açıları üzerinde çok boyutlu düşünme imkanı sundu.

Covid-19 öncesi dönemde bile çok parlak olmayan ekonomik göstergeler, salgının etkisiyle daha da zayıflamış ve gerilemiştir. 2019’da global enerji tüketiminin artış oranı önceki yılların %2 olan ortalamasının çok altında kalarak % 0.6 olarak açıklanmıştı. IEA’nın tahminine göre 2020’de bu oranın çok daha gerileyerek, 2019’a kıyasla global enerji talebinde %5 bir düşüşe neden olması beklenmektedir.

Küresel petrol talebi 2020 başlarında %57 oranında azalış sergilemiştir. Bu sayede karbon emisyonları ciddi bir miktarda gerilemiş, Paris Antlaşması ve sürdürülebilirlik senaryolarının öne sürdüğü düşüşlerinin gerçekleşebileceğine dair bir nevi simülasyon sunmuştur.

Birleşmiş Milletler’in en son yayınladığı rapora göre Paris Antlaşması’nın global ortalama sıcaklık artışını 2°C altında, mümkünse 1.5°C ile sınırlama hedefini gerçekleştirmek için pandemi sonrası toparlanma döneminin bir parçası olarak ivedilikle yatırımlara ihtiyaç bulunmaktadır. Pandemi sonrası alınacak tüm önlemlerin, iklim değişikliğiyle mücadele amaçlarına uyumu gözetildiği takdirde Paris Antlaşması hedefinin tutturulması mümkün olacaktır. Dolayısıyla, karbon-nötr teknolojileri ve altyapısı desteklenmeli, fosil yakıtlara olan teşvikler düşürülmeli, kaldırılmalı, yeni kömür santralleri yapımı önlenmelidir. Bu önceliklendirmeler Avrupa Birliği’nin 2030’a kadar emisyonlarını 1990’lar seviyesine göre %50-55 oranında azaltılmasını, 2050’ye kadar üye ülkeler kapsamında karbon-nötr olmayı hedefleyen, 2019’da açıklanan yol haritası olan ‘Yeşil Mutabakat’a da uyumludur. Yeşil Mutabakat iklim değişikliğine karşı bir mücadele planının yanı sıra enerji, inşaat, tarım ve ulaşım alanlarında uygulanabilecek döngüsel bir ekonomi konseptini de ortaya koymaktadır.

Pandemi sürecinin gösterdiği bir başka sonuç ise Paris Anlaşması hedeflerinin doğru politika ve siyasi seçimlerle, doğru teşviklerle adil enerji dönüşümünün dünya çapında yaşanabileneceğini göstermiştir.

Pandeminin hızlanması enerji geçişinin tüm dünya çapında zorunlu olduğunu tekrar göstermiştir. Pandemi sonucunda ortaya çıkan istihdam problemiyle birlikte hükümetlerin teşvik paketleri ve siyasi konumları hala belirsizliğini korumaktadır. Yapılan araştırmalara göre bu dönemde yapılan enerji sektörüne destek paketleri adil dönüşüm sürecini hızlandıracaktır.