28-İÇME VE KULLANMA SUYU ÜRETİMİ

Günümüzde temiz içme ve kullanma suyuna erişim özellikle erişime kısıtlı uzak bölgelerdeki kırsal alanlarda olukça problemlidir. Uzun süredir üzerine çalışılıp geliştirilen güneş enerjisiyle desalinasyon teknolojisi, bu konuda optimal bir çözüm sunmaktadır. Güneş enerjisinden yararlanılarak tuzlu suyu arındırma çabaları yeni değildir ve birkaç yüzyıl geriye gitmektedir. Dünya üzerindeki kaynakların hızla tükenmesi ve iklim değişikliği etkisiyle suya olan ihtiyaç belli bölgelerde belirgin bir şekilde artmış, bu güneş enerjili desalinasyon teknolojisinin gelişmesi için itici güç olmuştur.

Demografik ve ekonomik gelişmeler sonucunda önümüzdeki yirmi beş yıl içerisinde dünya enerji ihtiyacının iki katına çıkacağı öngörülmekte iken su ile enerji ihtiyacını birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Güvenilir, içilebilir temiz su için gerekli olan su miktarı da doğal olarak artacaktır.

Güneş enerjisi deniz suyu desalinasyonu için en elverişli teknolojidir. Güneş enerjisinden yararlanan düz plaka güneş kollektörleri, vakum tüplü güneş enerjisi sistemleri, güneş havuzları güneşten gelen enerjiyi emerek termal desalinasyon işlemlerini tahrik etmek için termal enerjiye çevirir. Desalinasyon için kullanılan güneş enerjisi doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayrılabilir. Doğrudan olan sistemlerde güneş enerjisi örneğin güneş havuzları ya da güneş enerjili damıtma sistemi tarafından doğrudan hapsedilirken, dolaylı olan sistemlerde bir solar kollektör aracılığıyla hapsedilir ve tuzlu suya transfer edilir. Güneş ışıma seviyesinin yüksek olduğu kırsal alanlarda bu sistemler oldukça elverişlidir.

Güneş enerjili termal desalinasyon sistemleri şu şekilde sıralanabilir:

– Güneş enerjili damıtıcılar
– Güneş enerjili nemlendirme-nem almayla desalinasyon
– Solar difüzyon güdümlü desalinasyon
– Solar membranlı damıtma
– Konsantre güneş enerjili desalinasyon
– Güneş havuzlu damıtma

Deniz suyunun veya hafif tuzlu suyun arıtılması genellikle suyun faz değişiminden yani buharlaşmasından faydalanarak ya da konsantre tuzlu suyu içilebilir sudan ayırabilecek yarı-geçirgen bir membran kullanılarak yapılır. Bu iki yöntem hibrit bir şekilde de kullanılabilir. Şu ana kadar kurulan birçok sistem daha geleneksel merkezi sistemler olup, yüksek bir popülasyona hizmet verecek şekilde tasarlanmıştır. Ancak kırsal kesimin dağıtık yönlü ihtiyaçları göz önünde bulundurulacak olursa, önümüzdeki yıllarda daha küçük ölçekli desalinizasyon sistemlerinin artacağını söylemek yanlış olmaz. Böylesi kurulumlar, temiz içme ve kullanma suyunun uzun mesafelerden aktarılmasını da önleyerek yerinde üretim ve tüketim anlayışını simgeleyen temiz enerji kaynaklarının doğasına daha uygun olacaktır.