Küresel Ölçekte 359 Büyük Kapasiteli Hidrojen Projesinin Duyurusu Yapıldı

Küresel iklim değişikliği ile mücadelede sıfır karbon ekonomisine ulaşma hedefleri kapsamında hükümetlerin fosil kaynaklardan bağımsız enerji sistemleri oluşturma çabası devam ederken, hidrojenin başta enerji sektörü olmak üzere fosil yakıt ağırlıklı tüm sektörlerde kullanımına yönelik çalışmalar da hız kazandı. Belçika merkezli Hidrojen Konseyi ve küresel danışmanlık şirketi McKinsey & Company işbirliğiyle hazırlanan ‘Hidrojen Öngörüleri Güncellemesi’ raporuna göre, bugüne kadar küresel ölçekte toplam 359 büyük kapasiteli hidrojen projesinin duyurusu yapıldı.

Öncelikli Sektörler

Rapora göre, hidrojen altyapı sistemlerinin oluşturulması, geliştirilmesi ve yeni boru hatlarının yapımını içeren çalışmalara yönelik yatırımların 2030’a kadar 500 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu yatırımlarda, 141 proje sayısıyla rafineriler, amonyak ve metanol üretimi, çelik sanayi ve endüstriyel hammadde üretiminin öncelendiği büyük kapasiteli sanayi projeleri yer alıyor. Hidrojenin ulaşımda kullanımının yer aldığı proje sayısı 96 olurken, bu projelerde tren, gemi, kamyon ve binek araçlarda hidrojen kullanımı gibi alanlar ön plana çıkıyor. Toplam 56 proje hidrojenin son kullanıcıya ulaştırılması ve kullanımına odaklanırken, dağıtımı ve depolanmasını içeren 38 altyapı projesi bulunuyor.

Türkiye de Atakta

Hidrojen, Türkiye’nin de enerji stratejilerinin geleceğinde yer almasını istediği bir kaynak. Hidrojen konusundaki stratejilerin temelinde mevcut doğalgaz şebekesine hidrojen karıştırma projesi de var. Bu kapsamda, doğalgazla hidrojen karıştırılarak evsel cihazların beslenmesi projesi hayata geçirildi ve Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği’nin öncülüğünde GAZBİR-GAZMER Temiz Enerji Teknoloji Merkezi, nisan ayında Konya’da açıldı.

Doğalgaz-Hidrojen Karışımı

GAZBİR-GAZMER Temiz Enerji Teknoloji Merkezi’nde bugüne kadar doğalgaza çeşitli oranlarda hidrojen karıştırma testleri yapıldı. Bu çalışmalarda doğalgaz ve hidrojen karışımındaki hidrojen payı yüzde 5, 10, 15 ve 20 seviyelerinde denendi. Elde edilen sonuçlara göre, mevcut doğalgaz iç tesisatlarında ve tüketici cihazlarında önemli bir değişikliğe gerek kalmaksızın yüzde 20’si hidrojenden oluşan gaz karışımı kullanılabilecek durumda. Ar-Ge çalışmaları sayesinde doğalgaza hidrojen enjekte edilerek, hem karbon yoğunluğunun azaltılması hem de Türkiye’nin doğalgaz ithalatının düşürülmesi hedefleniyor.

Hedef Yenilenebilir Kaynaklardan Üretim

Türkiye’nin hidrojen konusunda asıl amaçlarından biri de fosil yakıt kaynaklardan üretilen mavi hidrojen yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından yeşil hidrojen üretmek. Doğalgaz hattına, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen hidrojenin enjeksiyonu hedefleniyor. Yeşil hidrojen konusunda birçok yabancı şirket ve kurum da Türkiye’nin ihracat potansiyeline ilgi gösteriyor.

Yüzde 5’lik Karışım, İthalatı 2.5 Milyar m3 Azaltabilir

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin, mart ayında yayımladığı ‘Türkiye’nin Ulusal Hidrojen Stratejisi İçin Öncelik Alanları’ raporuna göre; Türkiye 1.6 milyon ton yeşil hidrojen potansiyeline sahip ve bu potansiyel ile doğalgaz şebekesine yapılacak yüzde 5’lik bir karışım, doğalgaz ithalatını yılda 2.5 milyar metreküp azaltabilir. Ayrıca, yeşil hidrojenin; imalat, binalar, ulaşım ve doğalgaz sektörlerinin dönüşümünde Türkiye’nin yıllık nihai enerji talebinin yüzde 5’ini karşılayabileceği de belirtiliyor.

Almanya ve Rusya’dan Hidrojen Sürprizi

Hidrojen konusunda ilginç gelişmelerden biri de Rus doğalgazını Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya sevk edecek Kuzey Akım-2’de yaşandı. Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattının operatör şirketi Alman Nord Stream 2 AG CEO’su Mathias Warnig, gelecekte boru hattının metan-hidrojen karışımını da taşımaya uygun hale getirileceğini belirterek, şu açıklamayı yaptı: “Çok net bir hedef belirledik, Kuzey Akım-2, 10 yıl sonra hidrojen taşımaya hazır olacak. Umut verici ön çalışmalar şimdiden yapıldı. Lojistik testler halen devam ediyor.”