Enerparc ile Solar Sohbet

Enerparc ile Solar Sohbet

Yıllardır devam eden güneş enerjisi evrimine başarıyla öncülük eden ve Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa’da, Amerika’da ve Asya’da 1.700 MW’ın üzerinde deneyime sahip Enerparc’tan Ertuğ Babataş ve Özgür Sarpdağ ile gerçekleştirdiğimiz sohbette, güneş enerjisi ve Türkiye’nin güneş enerjisi sektörü üzerine konuştuk.

Sektörün bilinen iki simasısınız ancak okurlarımızdan bilmeyenler olacaktır, bu sebeple bize biraz kendinizden ve firmalarınızdan kısaca bahseder misiniz?

Özgür Sarpdağ: Benim güneş enerjisi sektöründeki maceram, üniversite mezuniyetimin ertesi gününe dayanıyor aslında. 2008 yılında Balıkesir Üniversitesi’nden Makine Mühendisi olarak mezun oldum, o günden bu yana yani tam 10 yıldır bilfiil güneş enerjisi sektöründe çalışıyorum. O dönem için daha çok yeni bir çalışma alanı olarak görülen bu sektörde, çok fazla şirketin maceraya atılıp sonuna erdiremeden çekildiği yıllarda, uzun soluklu pozisyonlarda çalışma fırsatı yakalayan nadir insanlardan da biriyim aynı zamanda. Sektörün farklı boyutlar kazanması ve oyuncuların çeşitlenmesiyle beraber, elbette bizler için de farklı kariyer fırsatları ortaya çıkmaya başladı. İki yıl kadar önce ben de bu yönde bir adım attım. Önce uluslararası bilinirliğe sahip EPC firması Enerparc’ın Türkiye Genel Müdürü olarak şirketin ülkemizdeki faaliyetlerini yürüttüm, ardından da yolculuğuma kendi şirketimle devam etmek istedim. Bugün OzEnergy’nin kurucusu ve genel müdürü olarak iş hayatıma devam etmekteyim.

Ertuğ Babataş: Ben de Özgür gibi mezuniyetimden itibaren hep güneş enerji sektöründe fiilen yer aldım. 2010 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Elektrik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra eğitimime Talin Teknik Üniversitesinde Enerji Uygulamalarının Sürdürülebilirliği yüksek lisansı ile devam ettim. O dönem eğitimimin yanı sıra da yine güneş enerjisi üzerine yarı zamanlı çalışıyordum. Enerparc ile tanışmam da aslında bu yıllara denk geliyor. Türkiye’de bir yıl kadar çalıştıktan sonra Enerparc’ın bünyesinde çalışmaya başladım. 5 sene evvel Uluslararası İş Geliştirme departmanında mühendis olarak başlayan kariyer yolumda çeşitli pozisonlarda tecrübe edinme şansı buldum. Bugün hem Uluslararası Satış Birimi Müdürü hem de şirketimizin iştiraki olan iki firmanın da hali hazırdaki Genel Müdürü olarak görevime devam etmekteyim.

Enerparc Türkiye’de uzun yıllardır yer alıyor ancak Türkiye’deki asıl sıçramayı geçtiğimiz 2 yılda içinde yer aldığı 150 MW’a yakın proje ile yaşadı. Bu başarınızı nasıl yorumluyorsunuz?

Ertuğ Babataş: Başarımızın arkasında kesinlikle güçlü bir ekip çalışması yatmaktadır. Almanya merkez ofisimizdeki çalışma arkadaşlarımızla, Türkiye’deki OzEnergy ekibi mükemmel bir uyum içerisinde ve mesai kavramı olmaksızın çalıştı. Bu uyum ve istekli çalışma da bize başarıyı getirdi. OzEnergy, Türkiye’nin gereksinim ve özelliklerini Almanya’daki ekibe çok net ve eksiksiz olarak aktardı. Merkezdeki mühendis ve yönetim kadromuz dünya üzerinde çok çeşitli bölgelerde projeler gerçekleştirmiş ve birçoğu 10 yıldan fazla tecrübeye sahip mühendislerden oluşuyor. Türkiye standart ve gereksinimlerini iyi analiz eden ve anlayan mühendislerimiz de başarılı projelere imza attı. Akabinde sahadaki işlerin doğru yapılması adına OzEnergy ve Enerparc uzmanları birlikte sıkı bir inceleme ve denetim süreci izlediler. Ve ortaya doğru mühendislikle tasarlanmış, ideal santraller çıktı. Burada uygulayıcı partnerlerimizin de hakkını teslim etmemiz gerekiyor elbette. Kendileri bizce Türkiye’nin en kaliteli uzmanlarına sahip oldukları için, bizim de işimiz elbette daha kolaylaştı. Kendilerine teşekkürü borç biliyoruz.

Özgür Sarpdağ: Aslında Ertuğ bu konuda bana çok söz bırakmadı, sürecimizi çok güzel özetledi. Ben de konunun başka bir tarafına değineceğim. Bizim başarımızı destekleyen bir diğer etken de güven ve dürüstlüktür. Ertuğ’la profesyonel iş arkadaşlığımızın yanında yılların getirdiği bir dostluğumuz da var. 2010 yılında aynı EPC firmasında çalışırken kesişen yollarımız bizi bugünlere kadar getirdi. Birbirimize güvenerek ve koşulsuz destekleyerek işimizin de iyi bir noktaya gelmesini sağladık. Güven ve dürüstlüğe dayalı bu ilişki açıkçası iki farklı iş yapma kültürü arasında köprü olmamızı kolaylaştıran en önemli faktördü. Ayrıca biz bu projeleri yaparken sektörden de birçok firmadan tedarik, bürokratik sürecin takibi, montaj gibi konularda çeşitli hizmetler aldık. Bu hizmetleri aldığımız firmaların bazıları rakiplerimiz bazıları da eskiden içerisinde çalışan olarak yer aldığımız firmalardı. Halihazırda yeterince dış faktörle mücadele eden sektör oyuncularının, kendi aralarında bu gibi dayanışmaları sergilemesinin de ortak başarıyı etkilediği kanaatindeyim. Her zaman doğru ve dürüst olan insanların etrafında dostlarının eksilmeyeceğine inandım ve bunda da haklı çıktığımı görmek beni mutlu ediyor.

Hayata geçirdiğiniz projelerden ve firmalarınızın hizmet kapsamından kısaca bahseder misiniz?

Ertuğ Babataş: Dilerseniz ben Enerparc’ın global perspektifinden bahsedip, Türkiye için konuyu Özgür’e devredeyim. Enerparc 2009 yılında kurulmuş olmasına rağmen, bu süre içerisinde 2200 MW’ı aşan güneş enerji santrali kurulum referansı ile dünyanın sayılı solar EPC firmalarından bir tanesi. Bu 2200MW’ın 1200MW’ı şirketimizin fiilen yer aldığı kendi yatırımı. Bu sebeple EPC alanındaki bilgi birikimimizin yanında ayrıca yatırımcı tarafında da süreçlerin nasıl yönetilmesi gerektiğini iyi biliyoruz. Yatırımcının tercihine göre, proje geliştirme aşamasından başlayarak son noktada santralin bakım ve işletmesine kadar tüm süreçlerde yer alabiliyoruz. Bu perspektif doğrultusunda yatırımcının ihtiyaçlarından yola çıkarak anahtar teslim hizmetlerimizi modüler hale de getirdik. Yani sadece mühendislik, sadece müşavirlik ya da sadece tedarik gibi farklı ihtiyaçları olan müşterilerimize EPC-M başlığı altında daraltılmış hizmetler de sunuyoruz. Ayrıca banka ve yatırımcılar için fizibilite ve analiz gibi hizmetleri de vermekteyiz. Son olarak bu hizmetleri Avrupa’nın geneli ile birlikte Hindistan, Amerika, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika olmak üzere dünyanın dört bir tarafında sunabiliyoruz.

Özgür Sarpdağ: Türkiye 2017 yılı sonu itibari ile İzmir, Urfa, Ankara, Manisa, Elazığ, Adıyaman Konya ve Eskişehir şehirlerinde toplam 150 MW’a yakın projeyi hayata geçirdik. 2018 yılı başında imzalarını attığımız toplam 50 MW kapasiteli projelerin inşaatları da sürüyor. Bu projelerde OzEnergy&Enerparc birlikteliğinin yanında yine partnerlerimiz ile birlikte çalışmaya da devam ediyoruz. Projelerin tasarım süreçlerinden itibaren birlikte çalışmaya başladık. Tedarik, kurulum denetim, devreye alma ve işletme süreçlerinde partnerlerimizle birlikte fiilen yer aldık. Enerparc’ın global perspektifte sunmuş olduğu hizmetlerin tümü elbette OzEnergy ve Türkiye pazarı için de geçerli. Enerparc uzmanlarının yıllar içerisinde biriktirdiği teknik donanım ve tecrübeyi, Türkiye’deki başarılı mühendis arkadaşlarımızın da katma değeri ile burada sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Ülkemize bu ‘’know-how’’ transferini yapabiliyor olmak ve bunu genç mühendislerimize aktarıyor olmak bizler için gurur verici.

Santrallerin gerek kurulum esnasındaki kalite denetim süreçleri gerekse de işletme döneminde bakım ve operasyon süreçleri çok önemli. Bu konulardaki görüşleriniz nelerdir ve siz ne gibi faaliyetlerde bulunmaktasınız?

Ertuğ Babataş: Bir Alman firmasının yöneticisi olarak elbette ilk söyleyeceğim “Kalite bizim için olmazsa olmazdır!” Aslında kalite kavramı bizim için bir bütünü ifade etmekte. Yani tasarımın kalitesinden başlayarak, malzemenin kalitesine, sonrasında işçiliğin kalitesine ve nihayetinde santralin işletilmesinin kalitesine kadar azami seviyede dikkatle çalışmaktayız. Projelerimizin tüm süreçlerini denetleyen bağımsız ekiplerimiz ile her aşamada kendimizi denetliyor ve hataları minimuma indiriyoruz. İşletme ve bakım konusunda da yine konusunda uzman ve deneyimli bir kadromuz var. Şu anda işletme ve bakımı bizim sorumluluğumuzda olan 1400 MW ‘lık bir portföy mevcut. Bu santrallerin ağırlığı Almanya’da olmak üzere, ofislerimizin olduğu çeşitli bölgelere de dağılmış durumda. 7/24 esasına göre çalışan O&M departmanımız bu santralleri profesyonel yazılımlarla uzaktan izliyor ve gerektiğinde yerel ekiplerimiz hataya sahada müdahale ederek hızlı bir şekilde santrallerin tekrar devreye girmesini sağlıyor. Santrallerin gün ışığından mahrum kaldığı her anın yatırımcı için ne kadar kıymetli olduğunun farkındayız ve bu bakış açısı ile var gücümüzle çalışıyoruz.

Özgür Sarpdağ: Türkiye’deki uygulamalarımızda Enerparc’ın bu bakış açısı ile hareket etmek bizlere çok büyük katkı sağladı. Santrallerin tasarımından itibaren başlayan kalite kaygımız, Türkiye’deki ekiplerimizin de vizyonunu genişletti ve bakış açılarını radikal bir şekilde değiştirdi. Bununla birlikte sahadaki işlerin denetim ve kontrolünü de daha ilk andan itibaren birincil konu haline getirerek, yatırımcılarımıza içlerinin rahat olacağı santraller teslim etmiş olduk. Ayrıca Enerparc’ın İşletme ve Bakım konusundaki kültürünü ve tecrübesini yatırımcılarımıza aktarıyoruz. Bu bağlamda gerek kalite ve denetim gerekse de işletme ve bakım konularında fark yarattığımıza inanıyoruz.

Yine bu konularla ilişkili olduğu için değinmek istediğim bir diğer husus da OzEnergy ‘nin Türkiye’deki yatırımcılara sunmak için çalışmalarını sürdürdüğü Kalite Kontrol, Denetim, İşletme ve Bakım paketlerini içeren hizmetleridir. OzEnergy olarak yakın zamanda Enerparc’ın tüm dünyada elde ettiği birikim ve deneyimleri, Türkiye gereksinimlerine göre şekillendirerek santral sahiplerine sunmayı planlıyoruz. Konuyla ilgili gerekli ön çalışmaları kısa zamanda sonlandıracağız. Türkiye geneline yayılmış partner ağımızla nitelikli işletme ve bakım hizmetleri sunmaya yakın zamanda başlayacağız.

Gerek globalde gerekse de ülkemizde aktif birer firma olarak dünya ve Türkiye solar piyasalarının geleceği konusundaki görüşleriniz nelerdir?

Özgür Sarpdağ: Türkiye özelinden bahsedecek olursam, biz ülkemizin güneş enerjisi potansiyeline inanıyoruz. Ayrıca ülkemizdeki özellikle yerel yatırımcının yatırım iştahının gerçekten takdire şayan olduğunu belirtmek gerek. Yıllardır Türkiye’nin doğusundan batısına birçok yatırımcı ile sıklıkla görüş alışverişinde bulunma imkanı yakalıyoruz. Ayrıca eminim Solarbaba’ya da sıklıkla benzeri geri bildirimler geliyordur. Ülkemizin yatırımcıları güneş enerjisi konusunda çok istekli ve yatırım fırsatlarını kovalıyorlar. Çünkü uzun vadede herhangi bir fosil kaynağa bağımlılığı bulunmayan ve temiz bir enerji yatırımı güneş. Bir sanayici için örneğin, ortalama 8 yıl sonra ürettiği üründeki enerji gideri sıfır! Bu açık gerçek tüm girişimcilerimizi doğal olarak güneşe yönlendiriyor. Eminim kısa sürede ülkemizde de tekrar güneş enerji sektörü, kısa süre için de olsa daha evvel yakaladığı ivmeyi tekrar yakalayacak ve hakkettiği kıymetli konuma tekrar erişecektir. Özetle bu günlerde ülkemizin solar sektörü zor günler geçirse de yakın gelecekte yine her şeyin iyi olacağına inanıyoruz. Bu inançla Enerparc & OzEnergy olarak Türkiye’de faaliyetlerimize devam edeceğiz.

Ertuğ Babataş: Daha önce de değindiğim gibi Enerparc bir güneş yatırımcısı olmasının yanında aynı zamanda da bir EPC firması. Genel perspektifte bakarsak Enerparc Avrupa’da her yıl 100 MW civarında yeni yatırım yapıyor. Tüm ticari faaliyetleri güneş enerjisine dayalı olan bir şirket olarak tabi ki gelecekte de yatırımlarımıza devam edeceğiz. Küresel ölçekte bakarsak tıpkı Türkiye’de olduğu gibi ülkelere göre güneş enerjisi pazarları maalesef iniş çıkışlar yaşayabiliyor. Türkiye’deki sektör paydaşlarımızın güneş piyasalarının bu özelliğini iyi anlayarak doğru zamanda doğru hamleleri yapması gerektiğine inanıyorum. Güneş enerjisi uygulamalarının dünya genelinde artarak devam edeceği aşikardır. Artan elektrik fiyatları ve düşen GES fiyatları ile yavaş yavaş devlet teşvikli uygulamalarda sona yaklaşılıyor. Bunun yanında ivme kazanan teknolojiyle beraber depolamalı GES uygulamaları sağlam adımlarla yaklaşıyor. Elektrikli araç devriminin de güneş enerjisi ile birlikte piyasalarda bir adım önde olacağını söylemek mümkün. Özetle tüm dünya genelinde güneş enerjisinin geleceği çok parlak. Önemli olan doğru zamanda doğru yerde ve doğru pozisyonda olmayı başarabilmek.

Röportajımızın sonuna geldik sayılır. Son olarak eklemek istediğiniz konular var mıdır?

Ertuğ Babataş: Enerparc olarak yatırımlarımıza devam ederken müşterilerimize de elbette EPC hizmetlerini sunmaya ara vermeden devam edeceğiz. 2200 MW’lık bu dev tecrübemizi yeni yatırım yapacak müşterilerimizle paylaşmaktan memnuniyet duyacağız. Bize herhangi bir bölge ofisimiz ya da merkezimiz aracılığı ile rahatça ulaşabilirler.

Bunun yanında sektörde yer alan tüm dostlarımızla iletişime bugün de daha önce olduğu gibi kapımız açık. İhtiyaç duyulması halinde şirket olarak elimizden gelen desteği memnuniyetle sağlarız. Solarbaba’nın da her zaman vurguladığı gibi “birlikte güçlüyüz”.

Özgür Sarpdağ: OzEnergy olarak Enerparc’ın Yetkili Partner’i olmaktan gerçekten büyük mutluluk duyuyoruz. Enerparc ile şekillenen maceramızın bize kazandırdıkları sayesinde rakiplerimizden kolayca ayrışabilir hale geldik ve bunu da müşterilerimize yansıttığımıza inanıyoruz. Ayrıca daha önce belirttiğim gibi yine Enerparc ile geliştirdiğimiz, mevcut hizmetlerimize ek olarak, bağımsız Kalite Kontrol, Denetim, İşletme ve Bakım hizmetlerimiz ile de yakında sektördeki diğer ihtiyaçlara da yanıt verebilecek olmaktan mutluluk duyuyoruz.

Her alanda olduğu gibi güneş enerjisi sektöründe de sivil toplum örgütlerinin varlığı ve faaliyetleri büyük önem taşıyor. Özellikle bizimki gibi yeni yapılanmakta olan sektörlerde mağduriyetlerin önüne geçmek ve standartları oluşturmak adına tüm sektör paydaşlarının birlikte hareket edebilmesi oldukça mühim. Her ne kadar firmalar arasında ticari olarak rekabet mevcut olsa da sektörün tüm paydaşları ile aynı yolda ilerlediğimize inanıyoruz. Ben de sözlerimi “birlikte güçlüyüz” diyerek ve herkesin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlayarak sonlandırıyorum.

Enerparc hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için tıklayın
www.solarbaba.com/enerparc